Randevu Al - İSTANBUL
Randevu Al - İSTANBUL +90 (553) 034 22 05
+90 (553) 034 22 05 Harbiye Mah. Mim Kemal Öke Cad. No: 6 D: 3 - Şişli/İstanbul
Türkçe

tr

Dil Seçimi

Böbrek Kanseri Hakkında Son Gelişmeler

Böbrek Kanseri Hakkında Son Gelişmeler

Böbrek kanserlerinin %90’ı “renal hücreli kanser” tipindedir. İdrar oluşumunu sağlayan böbrek dokusundan köken alır. En sık 50-70 yaş aralığında görülür. Genetik geçişli hastalığı olanlarda daha erken yaşlarda görülmektedir. Erkeklerde 2-3 kat daha fazla görülür.

Böbrek kanserinin nedenleri nelerdir?

Renal hücreli kanserin neden ve nasıl geliştiği henüz tam olarak aydınlatılamamıştır. Ama, en sık suçlanan nedenler şunlardır:

Sigara: Böbrek kanseri görülme riskini 2 kat artırmaktadır.

Aile öyküsü ve genetik yatkınlık: Bir akrabasında böbrek kanseri olması, riski artırmaktadır.

  • Yüksek kalorili, yağlı diyet.
  • Yüksek tansiyon.
  • Kimyasal sanayi maddeleri: Çelik ve kurşun endüstrisi, petrol ve ürünleri, kadmiyum, asbestoz.
  • Radyasyon.
  • Uzun süreli hemodiyaliz.

Böbrek kanserinin belirtileri nelerdir?

Ultrasonografinin yaygın olarak kullanılmasıyla birlikte, herhangi bir nedenle yapılan ultrasonografide rastlantısal olarak, hiç bir şikayet nedeni değilken, kolaylıkla bir böbrek kanserinden şüphe duyulabilir ve bu sayede hastalık erken yakalanabilir. Önemli olan, hastanın hiçbir şikayeti yok iken böbrek kanserinin erken yakalanabilmesidir. Çünkü kanser erken evrede yakalanırsa, kanserden tamamen kurtulma şansı çok yüksektir.

Kanserin evresine bağlı olarak belirtiler ortaya çıkabilir. İdrarda çıplak gözle görülebilen veya tetkiklerde ortaya çıkan kanama, böbrek bölgesinde ele gelen kitle ve ağrı, genel halsizlik, yorgunluk hissi, iştahsızlık, kilo kaybı, tekrarlayan yüksek ateş, kansızlık (anemi), yüksek tansiyon, karaciğer fonksiyon bozukluğu, çarpıntı, varikosel, bacaklarda şişlik ve kanserin yayılım yaptığı organa göre ağrı, öksürük, nefes darlığı, kanlı balgam çıkarma, kemik ağrısı, baş ağrısı, şuur kaybı, felç gibi belirtiler görülebilir.

Her yıl 10 bin kişiden birinde böbrek kanseri oluştuğu bilinmektedir. Böbrek kanseri sinsi bir seyir gösterdiğinden dolayı tanı konulduğunda, hastaların %25’inde hastalık ilerlemiş ve yayılmış olmaktadır. Ameliyat ile tüm kanserli dokuları çıkarılan lokalize hastalığı olan hastaların da yaklaşık %20-30’unda ileride nüks görülme riski vardır. Bu nedenle tedavi sonrasında da mutlaka düzenli kontrol yaptırmak hayati öneme sahiptir.

Hiç olmazsa yılda bir böbrek ultrasonografisi ve tam idrar analizi yaptırmak, böbrek kanserinin erken tanısı için önerilecek en pratik yöntemdir. Özellikle, kanser gelişimi için risk faktörlerine sahip insanların mutlaka ürolojik onkolojide uzman bir üroloji doktoruna gitmeleri hayati önem taşımaktadır.

Böbrek kanserinin tedavisi nasıl yapılır?

Böbrek kanserlerinin tedavisinde en etkili tedavi yöntemi ameliyattır. Ameliyatın tipi hastanın tıbbi durumu, kanserin yerleşimi, evresi, büyüklüğü ve sayısına göre ya radikal ameliyat ile böbrek, böbrek üstü bezi ve etrafındaki kılıf ve yağ tabakaları ile birlikte tamamen çıkarılması (radikal nefrektomi) ya da kısmi olarak sadece kanserli dokunun çıkarılarak (parsiyel nefrektomi) böbreğin kalan kısmının korunması şeklinde yapılır. Amaç, sadece kanserli dokuyu çıkartırken normal böbrek dokusunu da koruyabilmek olmalıdır. Çünkü böbreğin tümü çıkarıldığında kalan diğer böbrek, vücudun yükünü tek başına taşımak zorunda kalacak ve zaman içinde kronik böbrek yetmezliği ve kalp-damar hastalıkları gelişme riski artacaktır. Özet olarak, yapılacak ameliyatın tipinin belirlenmesi, her hastaya özgü yapılacak detaylı değerlendirme sonucunda alınacak bir karardır. Ancak, tümör 7 cm’den küçük ise, parsiyel nefrektomi yapılması için şartlar zorlanılmalı, çok gerek kalmadıkça radikal nefrektomi yapılmamalıdır!

Büyük tümörlerde (7 cm) ve vena kava içine veya kalbe kadar uzanan tümör trombüsü olan tümörlerde standart tedavi radikal nefrektomi ve tümör trombüsünün çıkartılmasıdır. Gerekiyorsa damardan bir alan çıkarılarak oluşan açıklığa damar grefti (yama) konulabilir. Trombüsü olan tümörlerin ameliyatları mutlaka bu konuda deneyimli bir ürolojik onkoloji uzmanı ve ekibi tarafından yapılmalıdır.

Ameliyat yöntemini belirlerken hastalığın evresi önemli bir kriterdir.  Günümüzde artık laparoskopik veya robot yardımlı yöntemler erken evre böbrek kanserinin tedavisinde yerleşmiştir. Hastaya ve hastalığına ait endoskopik ameliyatın yapılmasına engel bir durum söz konusu değilse, öncelikli olarak laparoskopik veya robot yardımlı ameliyat yöntemleri tercih edilmektedir. Robot yardımlı cerrahi de aslında bir laparoskopi yöntemidir. Laparoskopide ameliyat bölgesinde kullanılan aletleri cerrah kullanırken, robot yardımlı cerrahide aletler robotun kollarına monte edilmiş haldedir ve cerrah robotun kollarına komut vererek ve kullanarak aletleri kullanır. Sonuç olarak, her durumda da ameliyatı gerçekleştiren cerrahtır. Her türlü girişimde olduğu gibi cerrahi tecrübe ameliyatın başarısındaki en önemli kriterdir. İlerlemiş evredeki ve kalbe kadar uzanan tümör trombüsü eşlik eden hastalıkta ise halen açık cerrahi tercih edilmektedir. Çünkü, teknik kısıtlılık nedeniyle bu hastalarda laparoskopik/robot yardımlı ameliyatlar komplikasyon gelişmesine açıktır. Cerrahi yöntemlerin seçiminde, kansere ve hastaya ait faktörler rol oynar. Tanıyı kesinleştirmek için, çıkarılan örnekler patolojik yöntemlerle incelenir ve tümörün cinsi, karakteri ve yayılım derecesi belirlenir. Sonuca göre, bazı hastalarda cerrahi sonrası ek bir tedavi gerekecektir.

Tespit edilen böbrek kanseri 3 cm’den küçük boyutta ve böbreğin dış kısmında ise, bazı kriterler göz önünde bulundurularak yapılan dikkatli bir hasta seçimini takiben biyopsi yapılarak kanserin cinsi belirlendikten sonra, aktif izlem veya ablasyon yöntemleri (kriyoterapi veya radyofrekans tedavi) tercih edilebilir. Nüks riskinin yüksek olması nedeniyle bu hastalar yakın takip edilmelidir.

Böbrek kanserlerinin %80’i şeffaf hücreli kanser tipinde olup kemoterapiye (ilaç tedavisi) ve radyoterapiye (ışın tedavisi) dirençlidir, cevap vermez.

Cerrahi sonrasında gerek görüldüğünde veya ilerlemiş hastalık durumunda cerrahiye ek olarak biyolojik tedaviler kullanılır. Böbrek kanserinde şu an için en etkili biyolojik tedavi “hedefe yönelik tedaviler”dir. Kanserli dokunun damarlanması ve çoğalmasında görev alan mikromoleküllerin oluşumunu veya etkilerinin ortaya çıkmasını engelleyen ilaçlar kullanılır. Hastaya ait faktörler ve kanserin patolojik tipi ilaç seçiminde önemlidir. Yan etkileri nedeniyle deneyimli merkezlerde uygulanması gereklidir.

Tedavi sonrasında takip gerekli midir?

Böbrek kanserli hastaların tedavi sonrası kontrolde kalmaları çok önemlidir. Kontrol sıklığı ve içeriğinin her hastaya göre ayrı ayrı belirlenmesi daha akılcı bir yoldur. Cerrahi tedavi ile kanserli doku tamamıyla çıkartılmış olsa dahi %20-30 oranında kanserin nüksetme riski vardır. Bu ihtimali azaltacak bir önlem şu an için yoktur. Bu nedenle, hastalıkta bir nüks oluşursa bunun hemen fark edilmesi ve tedavi edilmesi için düzenli kontrollere devam etmek hayati öneme sahiptir.

Özetle, böbrek kanserinin tanısı, tedavisi ve takibi mutlaka ürolojik onkolojide deneyimli üroloji uzmanının kontrolünde yapılmalıdır.

Yorum Yap