Randevu Al - İSTANBUL
Randevu Al - İSTANBUL +90 (553) 034 22 05
+90 (553) 034 22 05 Harbiye Mah. Mim Kemal Öke Cad. No: 6 D: 3 - Şişli/İstanbul

Prostat ve Tedavi Seçenekleri

Prostat Nedir, Vücutta Nerede Yer Alır, Önemli Bir Organ Mıdır?

Prostat, erkeklerde mesanenin (idrar torbası) altında yer alan, içinden “üretra” denilen idrar kanalının geçtiği bir salgı bezidir. Asıl görevi spermlerin taşınması için gerekli sıvıya destek sağlamak ve bir pıhtı halinde dışarı çıkan meninin sıvılaşmasını sağlayan enzimi (prostat spesifik antijen, PSA) üretmektir. Yani, üremeye yardımcı bir bezdir.

Pekii, neden prostat çoğunlukla işemeyle ilgili sorunlarda telaffuz edilir?

Prostatın içinden üretranın geçmesi prostatı önemli bir odak haline getiriyor. Normalde ceviz büyüklüğündedir. Fakat, 30’lu yaşlardan itibaren başlayan prostatın iç bölümündeki büyüme üretrayı tıkayacak şekilde olursa “iyi huylu prostat büyümesi” (benign prostat hiperplazisi) hastalığı oluşur. İdrarı boşaltmakta zorlanan mesanedeki reaksiyonlar da prostat şikayetlerini oluşturur.

Prostatın diğer hastalıkları nelerdir?

Prostatın diğer hastalıkları prostat kanseri ve prostatittir. Prostatın çoğunlukla dış bölümünde gelişen prostat kanseri, erkeklerde akciğer kanserinden sonra en sık görülen kanser türüdür. İyi huylu prostat büyümesi kanser gelişimine neden olmaz. Ancak, aynı prostatta hem prostat büyümesi hem kanser birlikte bulunabilir. Bu nedenle prostat büyümesine yönelik tedavi verilmeden önce beraberinde prostat kanseri olmadığına mutlaka emin olunmalıdır.

Prostatit 50 yaşından önce erkeklerde en sık, 50 yaşından sonra ise prostat büyümesi ve prostat kanserinden sonra 3. en sık tanı konulan, oldukça yaygın görülen bir ürolojik hastalıktır. 4 tip prostatit tanımlanmıştır: Akut bakteriyal prostatit, kronik bakteriyal prostatit, kronik prostatit/kronik pelvik ağrı sendromu (KPAS) ve asemptomatik inflamatuvar prostatit.

Prostat hastalıklarında erken teşhis önemli midir?

Prostat büyümesinde şikayetlerin uzun zaman süreci içerisinde yavaş yavaş gelişmesi ve bu şikayetlerin hastalar tarafından yaşlılığın doğal bir seyri olarak algılanması, hastanın hekime geç başvurmasına ve bu nedenle de hastalığa bağlı idrar yolu enfeksiyonu, idrar kaçırmadan böbrek yetmezliğine kadar giden komplikasyonların ortaya çıkmasına neden olmaktadır.

Prostat kanserine yönelik olarak, risk grubunda olan erkeklerin bireysel olarak erken tanı amacıyla taranması önerilmektedir. Bu nedenle, akrabalarında prostat kanseri olan erkeklerin ve siyah ırka mensup erkeklerin 40 yaşından, diğer erkeklerin 50 yaşından itibaren yılda bir defa prostat kanseri taraması için üroonkoloji uzmanına gitmeleri önerilmektedir. Çünkü, prostat kanseri erken teşhis edildiğinde kür sağlanabilmektedir.

Bakterilerin neden olduğu akut prostatit iyi tedavi edilmediğinde kronik prostatite, kronik prostatit de iyi tedavi edilmediğinde kronik pelvik ağrı sendromuna (KPAS) dönüşebilmektedir.

Kronik prostatit / Kronik Pelvik Ağrı Sendromu (KPAS) hasta ve doktor açısından zor bir hastalık olarak bilinmektedir. Bu konuda biraz detaylı bilgi verir misiniz?

Çok haklısınız. Bu hastalık, kronik bakteriyal olmayan kronik prostatit tipi olup, genetik veya anatomik olarak yatkın kişilerde  tetikleyici bir faktörle (enfeksiyon, idrardaki toksik veya immünojenik maddelerin reflüsü, perineal veya pelvik travma) başlayan inflamasyon veya nörolojik hasarın olduğu immünolojik, hormonal, musküler, nöropatik ve psikolojik mekanizmaların rol aldığı bir süreçle oluşur. KPAS’ın neden kaynaklandığı net olarak açıklanamamıştır. Bu nedenle, tedavisi de zor bir hastalıktır. Perine ve suprapubik bölge başta olmak üzere, penis, testisler, kasıklar, bel ve kalçaya vuran ağrılar ve idrar yollarında ağrı belirgin şikayetlerdir. Özellikle boşalma sırasında ve sonrasındaki ağrı sıklıkla görülen belirleyici bir bulgudur. Bu ağrılar sertleşme sorunu ve seksüel bozuklukları da beraberinde getirir. Ayrıca, sık idrara çıkma, zor idrar yapma, sıkışma gibi şikayetler de birlikte görülür. Hastanın yaşam kalitesi ciddi derecede bozulmuştur. Depresyon ve stres sıklıkla görülür. Hastanın bu şikayetleri dönem dönem artma ve azalma gösterir.

Prostat hastalıkları sertleşme sorunlarına da neden olabiliyor, öyle mi?

Evet. Hem hastalığın kendisi, hem uygulanan tedaviler sonucu sertleşme sorunu (erektil disfonksiyon) görülmektedir. Prostat büyümesinde hastalık patolojisine bağlı olarak ereksiyonda azalma görülebilmektedir. Ayrıca, idrarla ilgili sorunların varlığı, psikolojik kökenli erektil disfonksiyona neden olmaktadır. Tedavi için kullanılan ilaç tedavilerinden bazıları da sertleşme sorunu oluşturmaktadır. Uygulanan cerrahi işlemlerin ereksiyon üzerine etkileri yok denecek kadar azdır. Hatta, idrar problemleri düzeldikten sonra yaşam kalitesi artan hastalarda psikojenik kökenli sorun düzelerek ereksiyon sorunu ortadan kalkmaktadır.

Prostat kanseri lokal olarak ilerlemiş ve ereksiyonu sağlayan sinirleri etkilemişse, hastanın ilk şikayetlerinden biri sertleşme sorunu olabilmektedir. Ayrıca prostat kanseri tedavisinde kullanılan cerrahi, radyoterapi ve ilaç tedavileri de sertleşme sorununa neden olmaktadır.

Prostatit nasıl tedavi edilir?

Prostatitin tedavisi alt tiplerinde çok farklılık gösterir. Akut ve kronik bakteriyal prostatitte hastalık nedeni bakteriler başta olmak üzere mikroorganizmalar olduğu için tedavi yoğun antibiyotik tedavisidir. KPAS tipi prostatit için tedavi seçenekleri antibiyotik tedavisi, antiinflamatuvar ilaçlar, alfa bloker, 5 alfa redüktaz inhibitörü, analjezik, kas gevşetici ilaçlar, bitkisel tedaviler, antidepresan, sıcak oturma banyosu, pelvik taban fizyoterapisi ve şikayetlerin artışına neden oluyorsa diyet düzenlemesini içerir. Ayrıca bazı hastalarda faydalı olduğu bildirilen mikrodalga hipertermi ve termoterapi uygulaması ve botulinum enjeksiyonunu (Botoks) da belirtmeliyim.

Özellikle KPAS hastaları için prostatit patolojisi çok farklı mekanizmalarla oluşup farklı ilerlemeler gösterebilmektedir. Bu nedenle tedavide birkaç nedeni tedavi edebilecek kombine tedavi, tek bir ajan tedavilerden daha başarılı olmaktadır. Bu nedenle hastaları belirleyip ona göre tedaviyi şekillendirmek daha başarılı sonuçlar vermektedir. Böylece kişiye özel tedavi şekli belirlenmiş olacaktır.

Erektil disfonksiyon tedavi seçenekleri nelerdir?

Sertleşme sorununun tedavisinde uygulanan ilk basamak tedavi viagra ve benzeri tablet formunda ilaçlardır. Fakat, hastaların %30’u bu ilaçlardan fayda görmemekte, fayda görenlerin bir kısmı da sürekli hap kullanmayı doğal bulmadıkları için tedaviyi bırakmaktadır. Bu hastalara tedavi seçeneği olarak penise enjeksiyon tedavisi, idrar kanalına sıkılan jel şeklinde ilaçlar ve penis vakum cihazı uygulaması önerilmektedir. Maalesef bu seçenekler de sıklıkla kullanım zorluğu veya başarısızlık nedeniyle bırakılmaktadır.  Son basamak tedavi seçeneği olarak da penis protezi (hayat çubuğu) takılması önerilmektedir. Penis protezi takılması penis dokusunun doğal yapısını bozduğu için geri dönüşümü olmayan en son tercih edilebilecek bir tedavidir. Artık, yeni tedavi yöntemleri ile önceden penis protezi için aday olan hastaların önemli bir kısmında doğal penislerinin korunması sağlanabilmektedir.

Prostat ve sertleşme sorunlarının tedavisinde doğal tedaviler ve ameliyat dışı tedaviler denildiğinde isminiz ön planda yer alıyor. Bu tedaviler konusunda bilgi verir misiniz?

Benim uyguladığım tedaviler günümüzde uyguladığımız standartlaşmış tedavilere ek veya bu tedaviler fayda vermediğinde uygulanabilecek tedavilerdir. Kısaca bu tedavi yöntemlerinden ve uygulamalarından konuşalım.

Lineer şok dalga tedavisi (LSWT, Renova):

Önceki model olan ESWT (noktasal atış yapan ekstrakorporeal şok dalga tedavisi, ED-1000)’e göre 4 kat daha kuvvetli olan ve tüm prostata vücut dışından uygulanan ağrısız ikinci jenerasyon bir uygulama olan LSWT uygulaması 20 dakika süren 4 seans halinde uygulanır. Anestezi gerektirmez. Hiçbir yan etkisi görülmemiştir. Prostat dokusunda oluşturduğu mikrotravmalar sonucu, doku seviyesinde büyüme faktörlerinin salgılanması uyarılır, hastalıklı dokular temizlenirken, yeni sağlıklı doku ve kan damarlarının gelişimi sağlanır.

LSWT lineer özelliği sayesinde sertleşme sorunun tedavisinde de sadece 4 alana uygulanarak penis dokusunun tamamında etkili olmaktadır. Penis dokusu üzerinde de mikrotravmalar sonucu salgılanan büyüme faktörleri ve onarıcı moleküller ile penisin damarları, düz kası ve sinirlerinde yenilenme (renovasyon) gerçekleşir ve ereksiyon düzelir ve kalitesi artar.

Trombositten zengin plazma (PRP) ve ozon enjeksiyonu:

Hastadan alınan kan özel bir işlemden geçirilerek trombositten zengin bir PRP solüsyonu elde edilmektedir. Trombositler, normalde kanda bulunan, vücudumuzda bir doku hasarı, yaralanma olduğunda hemen orada toplanarak, içlerindeki büyüme faktörleri ve enzimlerle doku iyileşmesini sağlayan hücrelerdir. PRP tedavisi ile hasarlı dokuya çok yüksek dozda büyüme faktörleri ve enzimler verilerek doku hasarının daha hızlı ve doğal bir şekilde iyileşmesi, dokuların tazelenmesi ve onarılması sağlanmaktadır. PRP’ye ozon eklenmesiyle etkinlik daha da artırılmaktadır.

Prostatiti tedavisinde ultrason eşliğinde, prostatit odaklarına, özellikle kalsifikasyon gibi bulguların olduğu anormal alanlar dahil prostatın farklı bölgelerine PRP ve ozon karışımı uygulanır. PRP sıvısı içindeki zengin büyüme faktörleri ve onarıcı moleküller prostatit odaklarının onarılması, nöropatik, immünolojik ve musküler nedenlerin tedavi edilmesini sağlar. Ozon tedavisiyle de prostat dokusu içindeki bağışıklık sistemi aktive edilir, dokunun oksijenlenmesi artar, enfeksiyon, inflamasyon tedavi edilir. Ozon ile karışımı hem etkisini arttırır hem de ozon etkisiyle diğer nedenler de tedavi edilir.

Sertleşme sorunun tedavisinde penise PRP tedavisi ile yüksek konsantrasyonda verilen büyüme faktörleri ve moleküller penis dokusu, düz kası, damarları ve sinirlerinde oluşmuş hasarı tamir eder, dokuların yenilenmesi ve tazelenmesini (rejuvenasyon) sağlar, ereksiyon kalitesi düzelir.

Ozon tedavisi:

PRP’ye yardımcı olarak kullanılırken, kronik prostatit tedavisinde ayrıca tek başına idrar yolundan (üretra) uygulanan ozon, prostatite eşlik eden mesane bulgularını tedavi eder, immünolojik, inflamasyon, nöropatik, enfeksiyon ve musküler etyolojik nedenlerin tedavi edilmesini sağlar.

Ozon ayrıca, ilaçlara dirençli üretrit (bel soğukluğu), kronik sistitler, aşırı aktif mesane (sıkışma ve sıkışma tarzı idrar kaçırma) tedavisinde de kullanılmaktadır. Üretral uygulanan ozon, doku oksijenlenmesini arttırarak, lokal bağışıklık sistemini aktive ederek, enfeksiyon ve inflamasyonu tedavi ederek, prostatit ve sistit bulgularını tedavi eder.  Ozon sahip olduğu etkilerle immünolojik, inflamatuvar, nöropatik, enfeksiyöz  ve musküler etyolojik nedenlerin tedavi edilmesini sağlar. Ozon normalde vücudumuzda bağışıklık sistemi hücrelerinde üretilen ve bağışıklık sisteminin aktif olmasında rol alan bir moleküldür. Ozon vücudun doğal antioksidan mekanizmalarını aktive ederek, güçlendirerek, hücrelerin oksijene ulaşımını kolaylaştırarak etki eder. Kanın oksijen taşıma kapasitesini ve kan dolaşımını arttırır. Bağışıklık sistemini aktive eder, düzenler, antioksidan enzimleri aktive eder, enflamasyonu giderir, bakterilere, virüslere ve mantarlara karşı öldürücü etki oluşturur.

Penise kök hücre tedavisi:

Karın bölgesinden alınan yağ dokusundan özel yöntemlerle elde edilen kök hücreleri penis dokusuna verilerek penisin hasarlı dokusunun yerine sağlıklı dokuların oluşması sağlanarak, sonuçta ereksiyon fonksiyonunda düzelme elde edilir.

Bu yöntemler gerçekten çok dikkat çekici!

Evet, tıbbın pek çok alanında alternatif, minimal invaziv, doğal tedavilere giderek artan bir ilgi var. Üroloji alanı da bu trendin dışında kalamazdı. Bu yöntemlerden amaç, doğal, organ koruyucu ve patolojiyi tedavi eden, kalıcı tedavi olanağı sağlayan inovativ yöntemlerdir.

Yorum Yap